Bir gün, sabah kahvesini yudumlarken düşündük. Kış kapıda, faturalar desen uçuşa geçmek üzere. Dedik ki, şu ısı pompası ve güneş enerjisi sistemi işine bir el atalım. Hani diyorlar ya, "Faturayı sıfırlarsın abi!" Vallahi doğru mu, değil mi? Başladık araştırmaya.
Her şey bir komşumuzun çatıdaki panelleri gösterip "Bunlar var ya, hayat kurtarır!" demesiyle başladı. Gözlerinde bir parıltı vardı, sanki o panellerin her biri altın madeni. Ama öyle ya, insanın içi "Gerçekten bu kadar etkili mi?" diye sormadan edemiyor. Çünkü olur ya, herkes bir şey der...
Bir arkadaşımız var, Mehmet. Dedi ki, "Kardeşim, ısı pompası aldık, evi ısıtıyor da soğutuyor da. Fatura mı? Yok artık!" Tabii Mehmet'in bu işlere biraz merakı var. Ama biz de dedik, belki şehir efsanesidir bu. Ama ya gerçekse? Denemeden bilemeyiz değil mi? Bir de şu güneş enerjisi var, yani güneş bedava enerji kaynağı, al kullan işte!
Sonra düşündük, "Yahu neden olmasın?" Nasıl olsa güneş hep orada, hiç gitmiyor. İyi güzel hoş, ama işte bir de kurulum maliyeti var. "Acaba?" dedik, "Uzun vadede kârlı çıkar mıyız?" Hani derler ya, "Bir koy üç al!" diye... İşte tam da bunun peşindeyiz.
Sonra aklımıza şu geldi: "Ya tamam, her şey güzel hoş da, bu sistemler hakikaten ne kadar dayanır?" Sonuçta ömür boyu garantisi yok. Ama işte insan hayal kuruyor, geleceği düşünüyor, çevreyi koruyalım diyor. Bir yandan da cebimizdeki parayı düşünmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. İşte böyle, hem hayaller hem de gerçekler arasında gidip geliyoruz...