Bir yaz günüydü. Güneş gökyüzünde en yukarıdaydı ve ışınları adeta dans ediyordu çatılarda. Hepimiz o sıcak günlerde serin bir duşun hayalini kurarken, güneş enerjili su ısıtma sistemimizin suyunun neden bu kadar çabuk bittiğini merak etmeye başlamıştık. Ama neydi bu kadar çabuk sona eren sıcak suyun sırrı? Belki de bir dizi cevapsız soru...
Herkesin ağzında aynı cümle dönüyordu: "Sıcak su neden bitiveriyor?" Çözümü bulmak için bir araya geldik, fikirler uçuştu havada. Kimimiz dedi ki, belki de güneşin gücü yetmiyor bu kadarına. Kimimiz de dedi, aslında su tankının kapasitesi mi az geliyor? Belki de bu duruma bir göz atmalı, bir adım geri çekilip tekrar bakmalıydık.
Bir akşamüstü, gökyüzünde kızıllıklar belirdiğinde oturduk çaylarımızı yudumlayarak. Sohbet derinleşti, konuyu başka bir pencereden değerlendirdik. Hani olur ya, bazen bir şey gözümüzün önünde durur da görmeyiz. Belki de suyun çabuk bitmesi kullanım alışkanlıklarımızla alakalıydı. Harcadığımız suyu ölçmek, belki de suyu daha iyi yönetmek gerekecekti... Kim bilir?
Güneş battı, yıldızlar çıktı sahneye. Biz ise hala çözüm arayışındaydık. Düşündük ki, güneş enerjili sistemlerin bakımı da önemliydi. Belki de arızalanmış veya tıkanmış bir yer vardı. Temizlik ve kontrol, uzun süredir ihmal ettiğimiz bir detay mıydı? Her şeyin bir düzeni, bir ritmi vardı. Bunu unutmamak gerekirdi.
Sonuçta, güneş enerjili su ısıtma sistemimizle ilgili bu küçük sorunu çözmek için belki de hepimiz biraz daha dikkatli olmamız gerekiyordu. Kimi zaman basit bir kontrol, kimi zaman da küçük bir alışkanlık değişikliği büyük farklar yaratabilir. İşte bu yüzden, belki de en önemli olan şey, gözümüzden kaçanı fark etmekti. Her şey biraz da bizim elimizdeydi, değil mi?