Avrupa’da Isı Pompası Talebi Neden Yeniden Yükseldi?
Avrupa’da enerji güvenliği tartışmaları, 2026 yılının ilk çeyreğinde yeniden konut ısıtma tercihlerinin merkezine yerleşti. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla başlayan enerji arzı krizi, doğal gaz ve petrol fiyatlarında sert oynaklığa yol açarken, tüketicilerin fosil yakıtlı ısıtma sistemlerine bakışını da değiştirdi. Bu süreçte ısı pompaları, yalnızca çevreci bir teknoloji olarak değil, aynı zamanda enerji fiyatlarındaki belirsizliğe karşı daha güvenilir ve uzun vadeli bir seçenek olarak öne çıktı.
Avrupa Isı Pompası Birliği EHPA’nın 4 Mayıs 2026 tarihli açıklamasına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde 11 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları yüzde 17 arttı. Özellikle Fransa, Almanya ve Polonya pazarlarında ortalama yüzde 25 büyüme gerçekleşirken, Avusturya sübvansiyon kesintileri nedeniyle yüzde 30 gerileyerek genel eğilimin dışında kaldı. EHPA’nın haber akışında da 4 Mayıs 2026 tarihli “Energy crisis sees rise in heat pump sales” başlığı altında Fransa, Almanya ve Polonya’da konut tipi ısı pompası satışlarının ilk çeyrekte yüzde 25 arttığı bilgisi yer aldı.
Bu tablo, Avrupa’da ısı pompası pazarının yalnızca teşviklere bağlı gelişmediğini, enerji krizleri ve fosil yakıt fiyatlarındaki belirsizliklerin de tüketici kararlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Avrupa’da konut sahipleri artık ısıtma sistemini seçerken ilk yatırım maliyetinin yanında, enerji arz güvenliği, aylık fatura öngörülebilirliği, devlet desteklerinin devamlılığı ve uzun vadeli işletme maliyetini de dikkate alıyor.
Hürmüz Boğazı Krizi Enerji Piyasalarını Nasıl Etkiledi?
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Petrol ve LNG sevkiyatlarının önemli bir bölümü bu dar deniz geçidi üzerinden gerçekleşiyor. Bu nedenle Hürmüz’de yaşanan her gerilim, yalnızca Orta Doğu’yu değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada enerji fiyatlarını etkiliyor.
2026’da yaşanan kapanma, Avrupa’da enerji piyasalarına doğrudan yansıdı. Euronews’in 31 Mart 2026 tarihli haberinde Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel piyasaları sarstığı, enerji fiyatlarını yükselttiği ve arz güvenliği endişelerini artırdığı belirtildi. Aynı haberde su yolunun küresel petrol sevkiyatının yaklaşık dörtte biri ile üçte biri arasında, LNG sevkiyatının ise yaklaşık beşte biri kadar bir paya sahip olduğu aktarıldı.
UNCTAD da 1 Nisan 2026 tarihli değerlendirmesinde Hürmüz’deki aksamanın enerji akışlarını bozduğunu, fiyatları artırdığını ve küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Kuruma göre boğazdaki gemi geçişleri Şubat ayında günde yaklaşık 130 seviyesinden Mart ayında yalnızca 6 seviyesine düşerek yaklaşık yüzde 95 daraldı.
Bu gelişmeler Avrupa’da tüketici davranışını doğrudan etkiledi. Çünkü Avrupa hane halkları için ısınma maliyeti, yalnızca konfor meselesi değil, bütçe güvenliği meselesi haline geldi. Gaz ve petrol fiyatlarının kısa sürede yükselmesi, özellikle fosil yakıtlı kazan veya kombi kullanan tüketicilerde alternatif arayışını hızlandırdı.
EHPA Verileri Ne Gösteriyor?
EHPA verileri, Avrupa ısı pompası pazarında 2024’te yaşanan zayıflamanın ardından 2025’te toparlanma başladığını, 2026’nın ilk çeyreğinde ise enerji krizi etkisiyle talebin daha da canlandığını gösteriyor. EHPA’nın piyasa verilerine göre 2025 yılında 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları ortalama yüzde 10,3 arttı. Aynı dönemde yaklaşık 2,62 milyon konut tipi ısı pompası satıldı ve Avrupa’daki toplam kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona ulaştı.
2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 17’lik artış ise bu toparlanmanın enerji güvenliği boyutuyla güçlendiğini ortaya koyuyor. Fransa, Almanya ve Polonya’da ortalama yüzde 25 büyüme yaşanması, üç büyük pazarın yeniden ivme kazandığını gösteriyor. Bu ülkelerde tüketiciler, fosil yakıt fiyatlarındaki ani değişimlere karşı elektrikle çalışan ve yüksek verimlilik sağlayan sistemlere daha fazla yöneldi.
EHPA Genel Direktörü Paul Kenny’nin değerlendirmesi de bu değişimi net biçimde özetliyor: “Tüketiciler, gaz ve petrol fiyatlarının oynaklığına karşı ısı pompalarını artık güvenilir bir seçenek olarak görüyor.”
Bu açıklama, ısı pompalarının artık yalnızca karbon azaltımı başlığı altında değil, enerji bağımsızlığı, fatura istikrarı ve krizlere dayanıklı konut ısıtması başlıklarıyla da ele alındığını gösteriyor.
Fransa, Almanya ve Polonya Neden Öne Çıktı?
Fransa, Almanya ve Polonya’daki yüzde 25’lik ortalama büyüme, Avrupa ısı pompası pazarının ana dinamiklerini anlamak açısından önemli. Bu üç ülke farklı enerji politikalarına, farklı bina stoklarına ve farklı tüketici alışkanlıklarına sahip olmasına rağmen, aynı dönemde benzer bir talep artışı yaşadı.
Fransa’da ısı pompası talebini destekleyen en önemli faktörlerden biri elektrik altyapısı ve düşük karbonlu elektrik üretim profilidir. Fransa’da elektrikli ısıtma teknolojileri uzun süredir daha görünür bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Enerji kriziyle birlikte gaz ve petrol fiyatlarının oynaklaşması, elektrikle çalışan yüksek verimli sistemlere ilgiyi artırdı.
Almanya’da ısı pompası pazarı son yıllarda siyasi tartışmalar, teşvik değişiklikleri ve tüketici belirsizliği nedeniyle dalgalı bir seyir izledi. Ancak Hürmüz krizi gibi dış enerji şokları, Almanya’da enerji bağımsızlığı tartışmasını yeniden güçlendirdi. Doğal gaz ithalatına bağımlılığı azaltmak isteyen hane halkları ve politika yapıcılar için ısı pompaları daha stratejik bir seçenek haline geldi.
Polonya’da ise kömür, gaz ve diğer fosil yakıtlardan uzaklaşma süreci devam ediyor. Hava kalitesi, enerji maliyetleri ve AB iklim hedefleri, Polonya’da ısı pompası dönüşümünü destekleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Enerji fiyatlarındaki artış, bu dönüşümün yalnızca çevresel değil ekonomik gerekçelerle de hızlanmasına neden oldu.
Avusturya Neden Yüzde 30 Geriledi?
Genel Avrupa eğilimi pozitif olsa da Avusturya pazarının yüzde 30 gerilemesi dikkat çekiyor. Bu düşüşün temel nedeni olarak sübvansiyon kesintileri öne çıkıyor. Bu durum, ısı pompası pazarının hâlâ politika istikrarına duyarlı olduğunu gösteriyor.
Isı pompaları uzun vadede yüksek verimlilik sağlayan sistemlerdir; ancak ilk yatırım maliyeti, geleneksel gaz kazanı veya petrol kazanı gibi sistemlere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle devlet destekleri, düşük faizli finansman modelleri, vergi indirimleri ve kurulum teşvikleri tüketici kararında belirleyici rol oynar.
Avusturya örneği, Avrupa için önemli bir ders niteliği taşıyor: Enerji krizi talebi artırabilir; fakat teşviklerin ani şekilde azaltılması, tüketicinin kararını ertelemesine veya iptal etmesine yol açabilir. Isı pompası pazarında kalıcı büyüme için yalnızca kriz etkisi yeterli değildir. Öngörülebilir politika, istikrarlı destek mekanizması ve net tüketici mesajı gerekir.
Isı Pompası Neden Enerji Krizlerinde Daha Cazip Hale Geliyor?
Isı pompaları, doğrudan yakıt yakarak ısı üretmez. Bunun yerine dış ortamdan, topraktan veya sudan aldığı ısıyı elektrik enerjisi yardımıyla binaya taşır. Bu teknoloji sayesinde tüketilen her birim elektrik karşılığında birden fazla birim ısı elde edilebilir.
Bu nedenle ısı pompası tercihinde üç temel avantaj öne çıkar:
Yüksek verimlilik: Isı pompaları, elektrikli dirençli ısıtıcılara veya fosil yakıtlı sistemlere göre daha verimli çalışabilir.
Fosil yakıt bağımlılığını azaltma: Gaz veya petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar hane bütçesini daha az etkiler.
Yenilenebilir elektrikle uyum: Elektrik şebekesi daha temiz hale geldikçe ısı pompasının karbon etkisi de azalır.
Enerji krizlerinde tüketiciler için en önemli konu öngörülebilirliktir. Gaz ve petrol fiyatları jeopolitik gelişmelere doğrudan bağlı olduğunda, hane halkları faturalarını planlamakta zorlanır. Isı pompaları ise elektrik sistemine bağlı oldukları için özellikle yenilenebilir enerji, dinamik tarife, güneş enerjisi ve enerji depolama çözümleriyle birlikte daha stratejik bir seçenek haline gelir.
Avrupa’nın Isı Pompası Talebi Sadece Krizle Açıklanamaz
Hürmüz krizi 2026’nın ilk çeyreğinde talebi hızlandıran güçlü bir unsur olsa da Avrupa’da ısı pompası büyümesini yalnızca bu krize bağlamak eksik olur. Pazarın arka planında daha uzun vadeli yapısal dinamikler bulunuyor.
Bunların başında enerji verimliliği hedefleri, karbon azaltımı, binalarda fosil yakıt kullanımının azaltılması, elektrik-gaz fiyat oranı, devlet destekleri, kurulum kapasitesi, nitelikli teknisyen ihtiyacı ve tüketici güveni geliyor.
EHPA’nın 2025 piyasa verilerinde, 16 Avrupa ülkesinde satışların yüzde 10,3 artmasında hükümetlerin sübvansiyon programlarını istikrara kavuşturması ve elektrik faturalarındaki vergi yükünü azaltması gibi maliyet odaklı politikaların etkili olduğu belirtiliyor.
Bu veri, ısı pompası pazarının yalnızca çevreci söylemle büyümediğini gösteriyor. Tüketici için karar noktası çoğu zaman şudur: “Bu sistem bana uzun vadede daha düşük, daha öngörülebilir ve daha güvenli ısınma maliyeti sağlayacak mı?”
Tüketici Davranışı Değişiyor
Avrupa’da tüketiciler, ısıtma sistemini artık yalnızca teknik bir ekipman olarak görmüyor. Isıtma sistemi seçimi; enerji güvenliği, konut değeri, aylık gider yönetimi, çevresel sorumluluk ve devlet politikalarıyla bağlantılı bir yatırım kararı haline geldi.
Hürmüz krizi sonrasında ortaya çıkan talep artışı, bu psikolojik eşiğin aşıldığını gösteriyor. Tüketici, gaz ve petrol fiyatlarının dış politik gelişmelerle bir gecede değişebileceğini gördükçe, daha bağımsız ve daha verimli çözümlere yöneliyor.
Bu durum özellikle şu tüketici gruplarında belirginleşiyor:
Eski gaz kazanını yenilemek zorunda olan haneler
Petrol kazanı kullanan kırsal konutlar
Enerji faturası yüksek müstakil evler
Güneş enerjisi sistemi kurmayı planlayan kullanıcılar
Yeni bina veya kapsamlı renovasyon yapan mülk sahipleri
Enerji sınıfını yükseltmek isteyen konut yatırımcıları
Isı pompası, bu gruplar için yalnızca bir ısıtma cihazı değil, uzun vadeli enerji stratejisinin parçası haline geliyor.
Elektrik-Gaz Fiyat Oranı Neden Belirleyici?
Isı pompalarının ekonomik cazibesi, yalnızca cihaz verimliliğine bağlı değildir. Elektrik ile gaz arasındaki fiyat oranı da kritik rol oynar. Isı pompası çok verimli olsa bile elektriğin aşırı pahalı, gazın ise düşük fiyatlı olduğu pazarlarda geri ödeme süresi uzayabilir.
Bu nedenle Avrupa’da birçok ülke, temiz ısıtmayı desteklemek için elektrik üzerindeki vergi ve harçları azaltmayı tartışıyor. EHPA’nın 2025 piyasa değerlendirmesinde de hükümetlerin elektrik maliyetleri üzerinde attığı adımların ısı pompalarını fosil yakıtlı kazanlara karşı daha rekabetçi hale getirdiği vurgulanıyor.
Hürmüz krizi, bu denklemde gaz ve petrol tarafındaki riski görünür hale getirdi. Fosil yakıt fiyatları yükseldiğinde veya oynak hale geldiğinde, elektrikle çalışan verimli sistemlerin rekabet gücü artıyor. Ancak kalıcı büyüme için elektrik fiyatlarının da tüketici açısından erişilebilir olması gerekiyor.
Isı Pompası Pazarı İçin En Büyük Fırsatlar
2026 yılında Avrupa ısı pompası pazarı için en büyük fırsat, enerji güvenliği ile iklim hedeflerinin aynı yönde hareket etmesidir. Daha önce ısı pompası çoğunlukla karbon azaltımı ve çevre politikaları üzerinden anlatılıyordu. Bugün ise aynı teknoloji, enerji bağımsızlığı ve tüketici bütçesi açısından da güçlü bir argüman sunuyor.
Öne çıkan fırsatlar şunlardır:
Fosil yakıt bağımlılığının azalması
Konutlarda enerji verimliliğinin artması
Yenilenebilir elektrikle entegrasyon
Avrupa içi üretim kapasitesinin gelişmesi
Nitelikli montaj ve servis istihdamının artması
Bina renovasyon pazarının canlanması
Akıllı şebeke ve esnek tüketim modellerinin gelişmesi
Isı pompaları, doğru politika ve doğru uygulamayla Avrupa’nın enerji dönüşümünde merkezi bir rol oynayabilir.
Pazarın Önündeki Riskler
Talep artışına rağmen Avrupa ısı pompası pazarı risksiz değildir. 2024’te yaşanan düşüş, sektörün ne kadar hassas olduğunu göstermişti. 2026’da talebin yeniden yükselmesi olumlu olsa da kalıcı büyüme için bazı sorunların çözülmesi gerekiyor.
Başlıca riskler şunlardır:
Teşviklerin ani değişmesi
Kurulum maliyetlerinin yüksek kalması
Nitelikli montajcı eksikliği
Elektrik fiyatlarının gaz karşısında pahalı kalması
Tüketicide bilgi kirliliği
Bina yalıtım seviyesinin yetersiz olması
Şebeke kapasitesi ve bağlantı sorunları
Tedarik zinciri dalgalanmaları
Avusturya’daki yüzde 30’luk düşüş, özellikle teşvik istikrarının ne kadar önemli olduğunu açık biçimde gösteriyor. Pazar büyümesi için tüketicinin yalnızca teknolojiye değil, politika ortamına da güvenmesi gerekiyor.
Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Avrupa’da yaşanan bu gelişme Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir işaret niteliğinde. Türkiye, hem enerji ithalatına bağımlılık hem de iklimlendirme sektörü üretim kabiliyeti açısından ısı pompası dönüşümünden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor.
Avrupa’da ısı pompası talebinin artması, Türkiye’deki üreticiler, komponent tedarikçileri, mekanik tesisat firmaları, mühendislik şirketleri ve ihracatçılar için yeni fırsatlar doğurabilir. Özellikle Avrupa pazarına ürün, parça, servis veya mühendislik desteği sağlayan firmalar için 2026 ve sonrası daha hareketli bir dönem olabilir.
Türkiye iç pazarı açısından da ısı pompası teknolojisinin önemi artıyor. Doğal gaz fiyatları, elektrik tarifeleri, bina yalıtımı, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği hedefleri, Türkiye’de ısı pompası talebini belirleyecek ana unsurlar arasında yer alacak.
Özellikle şu alanlarda büyüme potansiyeli bulunuyor:
Müstakil konutlarda hava kaynaklı ısı pompaları
Otellerde sıcak su ve ısıtma uygulamaları
Ticari binalarda merkezi ısı pompası çözümleri
Endüstriyel proseslerde yüksek sıcaklıklı ısı pompaları
Güneş enerjisiyle entegre hibrit sistemler
Kentsel dönüşüm ve yeni bina projeleri
Avrupa’daki talep artışı, Türkiye’deki iklimlendirme sektörüne de şu mesajı veriyor: Isı pompası artık niş bir ürün değil, enerji güvenliği ve verimlilik ekseninde ana akım bir teknolojiye dönüşüyor.
Isı Pompası Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Talep arttıkça tüketicilerin doğru ürün seçimi konusunda daha bilinçli olması gerekiyor. Isı pompası sistemleri her bina için aynı şekilde tasarlanamaz. Yanlış kapasite seçimi, yetersiz yalıtım, hatalı montaj veya uygun olmayan ısı dağıtım sistemi, beklenen verimi düşürebilir.
Doğru ısı pompası seçimi için şu kriterler önemlidir:
Binanın ısı kaybı hesabı yapılmalı
Yalıtım seviyesi değerlendirilmelidir
Radyatör, yerden ısıtma veya fan coil sistemi uygunluğu kontrol edilmelidir
Cihazın COP ve SCOP değerleri incelenmelidir
Dış hava sıcaklığına göre performans eğrisi değerlendirilmelidir
Sıcak kullanım suyu ihtiyacı hesaba katılmalıdır
Montajı yetkili ve deneyimli ekip yapmalıdır
Servis ve yedek parça ağı dikkate alınmalıdır
Elektrik altyapısı kontrol edilmelidir
Mümkünse güneş enerjisiyle entegrasyon düşünülmelidir
Tüketici açısından en doğru yaklaşım, yalnızca cihaz fiyatına bakmak değil, toplam sahip olma maliyetini değerlendirmektir. İlk yatırım, enerji tüketimi, bakım maliyeti, cihaz ömrü, teşvikler ve olası enerji fiyat senaryoları birlikte hesaplanmalıdır.
Isı Pompası Talebindeki Artış Sektörü Nasıl Değiştirir?
Avrupa’da 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan artış, üreticiler ve tedarik zinciri açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Talebin hızla yükselmesi, üretim planlaması, komponent tedariki, stok yönetimi, servis ağı ve montaj kapasitesi üzerinde baskı oluşturabilir.
Sektörün bu büyümeye sağlıklı yanıt verebilmesi için yalnızca cihaz üretmek yeterli değildir. Eğitimli teknisyen, doğru proje tasarımı, standartlara uygun montaj, tüketici bilgilendirmesi ve satış sonrası hizmet kalitesi de aynı ölçüde önemlidir.
Aksi halde hızlı büyüme, kalite sorunlarına ve tüketici memnuniyetsizliğine yol açabilir. Bu nedenle ısı pompası pazarının sürdürülebilir büyümesi, üretici, distribütör, montajcı, enerji şirketi ve kamu otoritesinin koordineli çalışmasını gerektirir.
Politika Yapıcılar İçin Mesaj
EHPA verileri ve Hürmüz krizi, politika yapıcılar için net bir mesaj içeriyor: Enerji güvenliği ile temiz ısıtma politikaları artık ayrı başlıklar değil. Gaz ve petrol fiyatlarının jeopolitik risklere bağlı olarak dalgalandığı bir dönemde, ısı pompaları Avrupa’nın enerji bağımsızlığı stratejisinin önemli parçalarından biri olabilir.
Ancak bunun için şu adımlar kritik önemdedir:
Teşvik programları uzun vadeli ve öngörülebilir olmalı
Elektrik üzerindeki vergi yükü azaltılmalı
Düşük gelirli haneler için özel finansman modelleri geliştirilmeli
Montajcı eğitim programları yaygınlaştırılmalı
Bina renovasyonu ile ısı pompası destekleri birlikte tasarlanmalı
Tüketiciye net, sade ve güvenilir bilgi sunulmalı
Fosil yakıtlı sistemlerden çıkış takvimi açık olmalı
Bu adımlar atıldığında ısı pompası talebi yalnızca kriz dönemlerinde yükselen geçici bir eğilim olmaktan çıkar; Avrupa’nın kalıcı enerji dönüşümünün güçlü bir bileşeni haline gelir.
Sıkça Sorulan Sorular
Avrupa’da ısı pompası satışları 2026’nın ilk çeyreğinde ne kadar arttı?
EHPA verilerine göre 2026’nın ilk çeyreğinde 11 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları yüzde 17 arttı.
Fransa, Almanya ve Polonya’da büyüme ne kadar oldu?
Fransa, Almanya ve Polonya’da 2026’nın ilk çeyreğinde konut tipi ısı pompası satışlarında ortalama yüzde 25 büyüme gerçekleşti. EHPA’nın 4 Mayıs 2026 tarihli haber akışında da bu bilgi yer aldı.
Avusturya’da ısı pompası pazarı neden geriledi?
Avusturya’da pazarın yüzde 30 gerilemesinin temel nedeni sübvansiyon kesintileri olarak değerlendiriliyor. Bu durum, teşvik istikrarının ısı pompası pazarında hâlâ belirleyici olduğunu gösteriyor.
Hürmüz Boğazı krizi ısı pompası talebini neden artırdı?
Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol ve LNG arzı üzerinde baskı oluşturdu, enerji fiyatlarını yükseltti ve tüketicilerin gaz ile petrol fiyatlarındaki oynaklığa karşı alternatif aramasını hızlandırdı. Bu ortamda ısı pompaları daha güvenilir ve verimli bir seçenek olarak öne çıktı.
Isı pompası gazlı ısıtmaya göre neden avantajlı görülüyor?
Isı pompaları doğrudan yakıt yakmak yerine çevredeki ısıyı elektrik yardımıyla binaya taşır. Bu nedenle yüksek verimlilik sağlayabilir ve fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilenebilir.
EHPA’ya göre 2025’te Avrupa ısı pompası pazarı nasıl gelişti?
EHPA verilerine göre 2025 yılında 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları ortalama yüzde 10,3 arttı. Yaklaşık 2,62 milyon konut tipi ısı pompası satıldı ve Avrupa’daki toplam kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona ulaştı.
Isı pompası talebindeki artış kalıcı olur mu?
Kalıcı büyüme; enerji fiyatları, elektrik-gaz fiyat oranı, devlet teşvikleri, kurulum kapasitesi, tüketici güveni ve bina renovasyon politikalarına bağlıdır. Kriz talebi hızlandırabilir; ancak sürdürülebilir pazar için istikrarlı politika gerekir.
Türkiye bu gelişmeden nasıl etkilenebilir?
Avrupa’da artan talep, Türkiye’deki iklimlendirme sektörü için ihracat, komponent üretimi, mühendislik hizmetleri ve yerel ısı pompası pazarı açısından fırsatlar oluşturabilir.
Kaynak
Avrupa’da enerji güvenliği tartışmaları, 2026 yılının ilk çeyreğinde yeniden konut ısıtma tercihlerinin merkezine yerleşti. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla başlayan enerji arzı krizi, doğal gaz ve petrol fiyatlarında sert oynaklığa yol açarken, tüketicilerin fosil yakıtlı ısıtma sistemlerine bakışını da değiştirdi. Bu süreçte ısı pompaları, yalnızca çevreci bir teknoloji olarak değil, aynı zamanda enerji fiyatlarındaki belirsizliğe karşı daha güvenilir ve uzun vadeli bir seçenek olarak öne çıktı.
Avrupa Isı Pompası Birliği EHPA’nın 4 Mayıs 2026 tarihli açıklamasına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde 11 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları yüzde 17 arttı. Özellikle Fransa, Almanya ve Polonya pazarlarında ortalama yüzde 25 büyüme gerçekleşirken, Avusturya sübvansiyon kesintileri nedeniyle yüzde 30 gerileyerek genel eğilimin dışında kaldı. EHPA’nın haber akışında da 4 Mayıs 2026 tarihli “Energy crisis sees rise in heat pump sales” başlığı altında Fransa, Almanya ve Polonya’da konut tipi ısı pompası satışlarının ilk çeyrekte yüzde 25 arttığı bilgisi yer aldı.
Bu tablo, Avrupa’da ısı pompası pazarının yalnızca teşviklere bağlı gelişmediğini, enerji krizleri ve fosil yakıt fiyatlarındaki belirsizliklerin de tüketici kararlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Avrupa’da konut sahipleri artık ısıtma sistemini seçerken ilk yatırım maliyetinin yanında, enerji arz güvenliği, aylık fatura öngörülebilirliği, devlet desteklerinin devamlılığı ve uzun vadeli işletme maliyetini de dikkate alıyor.
Hürmüz Boğazı Krizi Enerji Piyasalarını Nasıl Etkiledi?
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Petrol ve LNG sevkiyatlarının önemli bir bölümü bu dar deniz geçidi üzerinden gerçekleşiyor. Bu nedenle Hürmüz’de yaşanan her gerilim, yalnızca Orta Doğu’yu değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada enerji fiyatlarını etkiliyor.
2026’da yaşanan kapanma, Avrupa’da enerji piyasalarına doğrudan yansıdı. Euronews’in 31 Mart 2026 tarihli haberinde Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel piyasaları sarstığı, enerji fiyatlarını yükselttiği ve arz güvenliği endişelerini artırdığı belirtildi. Aynı haberde su yolunun küresel petrol sevkiyatının yaklaşık dörtte biri ile üçte biri arasında, LNG sevkiyatının ise yaklaşık beşte biri kadar bir paya sahip olduğu aktarıldı.
UNCTAD da 1 Nisan 2026 tarihli değerlendirmesinde Hürmüz’deki aksamanın enerji akışlarını bozduğunu, fiyatları artırdığını ve küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Kuruma göre boğazdaki gemi geçişleri Şubat ayında günde yaklaşık 130 seviyesinden Mart ayında yalnızca 6 seviyesine düşerek yaklaşık yüzde 95 daraldı.
Bu gelişmeler Avrupa’da tüketici davranışını doğrudan etkiledi. Çünkü Avrupa hane halkları için ısınma maliyeti, yalnızca konfor meselesi değil, bütçe güvenliği meselesi haline geldi. Gaz ve petrol fiyatlarının kısa sürede yükselmesi, özellikle fosil yakıtlı kazan veya kombi kullanan tüketicilerde alternatif arayışını hızlandırdı.
EHPA Verileri Ne Gösteriyor?
EHPA verileri, Avrupa ısı pompası pazarında 2024’te yaşanan zayıflamanın ardından 2025’te toparlanma başladığını, 2026’nın ilk çeyreğinde ise enerji krizi etkisiyle talebin daha da canlandığını gösteriyor. EHPA’nın piyasa verilerine göre 2025 yılında 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları ortalama yüzde 10,3 arttı. Aynı dönemde yaklaşık 2,62 milyon konut tipi ısı pompası satıldı ve Avrupa’daki toplam kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona ulaştı.
2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 17’lik artış ise bu toparlanmanın enerji güvenliği boyutuyla güçlendiğini ortaya koyuyor. Fransa, Almanya ve Polonya’da ortalama yüzde 25 büyüme yaşanması, üç büyük pazarın yeniden ivme kazandığını gösteriyor. Bu ülkelerde tüketiciler, fosil yakıt fiyatlarındaki ani değişimlere karşı elektrikle çalışan ve yüksek verimlilik sağlayan sistemlere daha fazla yöneldi.
EHPA Genel Direktörü Paul Kenny’nin değerlendirmesi de bu değişimi net biçimde özetliyor: “Tüketiciler, gaz ve petrol fiyatlarının oynaklığına karşı ısı pompalarını artık güvenilir bir seçenek olarak görüyor.”
Bu açıklama, ısı pompalarının artık yalnızca karbon azaltımı başlığı altında değil, enerji bağımsızlığı, fatura istikrarı ve krizlere dayanıklı konut ısıtması başlıklarıyla da ele alındığını gösteriyor.
Fransa, Almanya ve Polonya Neden Öne Çıktı?
Fransa, Almanya ve Polonya’daki yüzde 25’lik ortalama büyüme, Avrupa ısı pompası pazarının ana dinamiklerini anlamak açısından önemli. Bu üç ülke farklı enerji politikalarına, farklı bina stoklarına ve farklı tüketici alışkanlıklarına sahip olmasına rağmen, aynı dönemde benzer bir talep artışı yaşadı.
Fransa’da ısı pompası talebini destekleyen en önemli faktörlerden biri elektrik altyapısı ve düşük karbonlu elektrik üretim profilidir. Fransa’da elektrikli ısıtma teknolojileri uzun süredir daha görünür bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Enerji kriziyle birlikte gaz ve petrol fiyatlarının oynaklaşması, elektrikle çalışan yüksek verimli sistemlere ilgiyi artırdı.
Almanya’da ısı pompası pazarı son yıllarda siyasi tartışmalar, teşvik değişiklikleri ve tüketici belirsizliği nedeniyle dalgalı bir seyir izledi. Ancak Hürmüz krizi gibi dış enerji şokları, Almanya’da enerji bağımsızlığı tartışmasını yeniden güçlendirdi. Doğal gaz ithalatına bağımlılığı azaltmak isteyen hane halkları ve politika yapıcılar için ısı pompaları daha stratejik bir seçenek haline geldi.
Polonya’da ise kömür, gaz ve diğer fosil yakıtlardan uzaklaşma süreci devam ediyor. Hava kalitesi, enerji maliyetleri ve AB iklim hedefleri, Polonya’da ısı pompası dönüşümünü destekleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Enerji fiyatlarındaki artış, bu dönüşümün yalnızca çevresel değil ekonomik gerekçelerle de hızlanmasına neden oldu.
Avusturya Neden Yüzde 30 Geriledi?
Genel Avrupa eğilimi pozitif olsa da Avusturya pazarının yüzde 30 gerilemesi dikkat çekiyor. Bu düşüşün temel nedeni olarak sübvansiyon kesintileri öne çıkıyor. Bu durum, ısı pompası pazarının hâlâ politika istikrarına duyarlı olduğunu gösteriyor.
Isı pompaları uzun vadede yüksek verimlilik sağlayan sistemlerdir; ancak ilk yatırım maliyeti, geleneksel gaz kazanı veya petrol kazanı gibi sistemlere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle devlet destekleri, düşük faizli finansman modelleri, vergi indirimleri ve kurulum teşvikleri tüketici kararında belirleyici rol oynar.
Avusturya örneği, Avrupa için önemli bir ders niteliği taşıyor: Enerji krizi talebi artırabilir; fakat teşviklerin ani şekilde azaltılması, tüketicinin kararını ertelemesine veya iptal etmesine yol açabilir. Isı pompası pazarında kalıcı büyüme için yalnızca kriz etkisi yeterli değildir. Öngörülebilir politika, istikrarlı destek mekanizması ve net tüketici mesajı gerekir.
Isı Pompası Neden Enerji Krizlerinde Daha Cazip Hale Geliyor?
Isı pompaları, doğrudan yakıt yakarak ısı üretmez. Bunun yerine dış ortamdan, topraktan veya sudan aldığı ısıyı elektrik enerjisi yardımıyla binaya taşır. Bu teknoloji sayesinde tüketilen her birim elektrik karşılığında birden fazla birim ısı elde edilebilir.
Bu nedenle ısı pompası tercihinde üç temel avantaj öne çıkar:
Yüksek verimlilik: Isı pompaları, elektrikli dirençli ısıtıcılara veya fosil yakıtlı sistemlere göre daha verimli çalışabilir.
Fosil yakıt bağımlılığını azaltma: Gaz veya petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar hane bütçesini daha az etkiler.
Yenilenebilir elektrikle uyum: Elektrik şebekesi daha temiz hale geldikçe ısı pompasının karbon etkisi de azalır.
Enerji krizlerinde tüketiciler için en önemli konu öngörülebilirliktir. Gaz ve petrol fiyatları jeopolitik gelişmelere doğrudan bağlı olduğunda, hane halkları faturalarını planlamakta zorlanır. Isı pompaları ise elektrik sistemine bağlı oldukları için özellikle yenilenebilir enerji, dinamik tarife, güneş enerjisi ve enerji depolama çözümleriyle birlikte daha stratejik bir seçenek haline gelir.
Avrupa’nın Isı Pompası Talebi Sadece Krizle Açıklanamaz
Hürmüz krizi 2026’nın ilk çeyreğinde talebi hızlandıran güçlü bir unsur olsa da Avrupa’da ısı pompası büyümesini yalnızca bu krize bağlamak eksik olur. Pazarın arka planında daha uzun vadeli yapısal dinamikler bulunuyor.
Bunların başında enerji verimliliği hedefleri, karbon azaltımı, binalarda fosil yakıt kullanımının azaltılması, elektrik-gaz fiyat oranı, devlet destekleri, kurulum kapasitesi, nitelikli teknisyen ihtiyacı ve tüketici güveni geliyor.
EHPA’nın 2025 piyasa verilerinde, 16 Avrupa ülkesinde satışların yüzde 10,3 artmasında hükümetlerin sübvansiyon programlarını istikrara kavuşturması ve elektrik faturalarındaki vergi yükünü azaltması gibi maliyet odaklı politikaların etkili olduğu belirtiliyor.
Bu veri, ısı pompası pazarının yalnızca çevreci söylemle büyümediğini gösteriyor. Tüketici için karar noktası çoğu zaman şudur: “Bu sistem bana uzun vadede daha düşük, daha öngörülebilir ve daha güvenli ısınma maliyeti sağlayacak mı?”
Tüketici Davranışı Değişiyor
Avrupa’da tüketiciler, ısıtma sistemini artık yalnızca teknik bir ekipman olarak görmüyor. Isıtma sistemi seçimi; enerji güvenliği, konut değeri, aylık gider yönetimi, çevresel sorumluluk ve devlet politikalarıyla bağlantılı bir yatırım kararı haline geldi.
Hürmüz krizi sonrasında ortaya çıkan talep artışı, bu psikolojik eşiğin aşıldığını gösteriyor. Tüketici, gaz ve petrol fiyatlarının dış politik gelişmelerle bir gecede değişebileceğini gördükçe, daha bağımsız ve daha verimli çözümlere yöneliyor.
Bu durum özellikle şu tüketici gruplarında belirginleşiyor:
Eski gaz kazanını yenilemek zorunda olan haneler
Petrol kazanı kullanan kırsal konutlar
Enerji faturası yüksek müstakil evler
Güneş enerjisi sistemi kurmayı planlayan kullanıcılar
Yeni bina veya kapsamlı renovasyon yapan mülk sahipleri
Enerji sınıfını yükseltmek isteyen konut yatırımcıları
Isı pompası, bu gruplar için yalnızca bir ısıtma cihazı değil, uzun vadeli enerji stratejisinin parçası haline geliyor.
Elektrik-Gaz Fiyat Oranı Neden Belirleyici?
Isı pompalarının ekonomik cazibesi, yalnızca cihaz verimliliğine bağlı değildir. Elektrik ile gaz arasındaki fiyat oranı da kritik rol oynar. Isı pompası çok verimli olsa bile elektriğin aşırı pahalı, gazın ise düşük fiyatlı olduğu pazarlarda geri ödeme süresi uzayabilir.
Bu nedenle Avrupa’da birçok ülke, temiz ısıtmayı desteklemek için elektrik üzerindeki vergi ve harçları azaltmayı tartışıyor. EHPA’nın 2025 piyasa değerlendirmesinde de hükümetlerin elektrik maliyetleri üzerinde attığı adımların ısı pompalarını fosil yakıtlı kazanlara karşı daha rekabetçi hale getirdiği vurgulanıyor.
Hürmüz krizi, bu denklemde gaz ve petrol tarafındaki riski görünür hale getirdi. Fosil yakıt fiyatları yükseldiğinde veya oynak hale geldiğinde, elektrikle çalışan verimli sistemlerin rekabet gücü artıyor. Ancak kalıcı büyüme için elektrik fiyatlarının da tüketici açısından erişilebilir olması gerekiyor.
Isı Pompası Pazarı İçin En Büyük Fırsatlar
2026 yılında Avrupa ısı pompası pazarı için en büyük fırsat, enerji güvenliği ile iklim hedeflerinin aynı yönde hareket etmesidir. Daha önce ısı pompası çoğunlukla karbon azaltımı ve çevre politikaları üzerinden anlatılıyordu. Bugün ise aynı teknoloji, enerji bağımsızlığı ve tüketici bütçesi açısından da güçlü bir argüman sunuyor.
Öne çıkan fırsatlar şunlardır:
Fosil yakıt bağımlılığının azalması
Konutlarda enerji verimliliğinin artması
Yenilenebilir elektrikle entegrasyon
Avrupa içi üretim kapasitesinin gelişmesi
Nitelikli montaj ve servis istihdamının artması
Bina renovasyon pazarının canlanması
Akıllı şebeke ve esnek tüketim modellerinin gelişmesi
Isı pompaları, doğru politika ve doğru uygulamayla Avrupa’nın enerji dönüşümünde merkezi bir rol oynayabilir.
Pazarın Önündeki Riskler
Talep artışına rağmen Avrupa ısı pompası pazarı risksiz değildir. 2024’te yaşanan düşüş, sektörün ne kadar hassas olduğunu göstermişti. 2026’da talebin yeniden yükselmesi olumlu olsa da kalıcı büyüme için bazı sorunların çözülmesi gerekiyor.
Başlıca riskler şunlardır:
Teşviklerin ani değişmesi
Kurulum maliyetlerinin yüksek kalması
Nitelikli montajcı eksikliği
Elektrik fiyatlarının gaz karşısında pahalı kalması
Tüketicide bilgi kirliliği
Bina yalıtım seviyesinin yetersiz olması
Şebeke kapasitesi ve bağlantı sorunları
Tedarik zinciri dalgalanmaları
Avusturya’daki yüzde 30’luk düşüş, özellikle teşvik istikrarının ne kadar önemli olduğunu açık biçimde gösteriyor. Pazar büyümesi için tüketicinin yalnızca teknolojiye değil, politika ortamına da güvenmesi gerekiyor.
Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Avrupa’da yaşanan bu gelişme Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir işaret niteliğinde. Türkiye, hem enerji ithalatına bağımlılık hem de iklimlendirme sektörü üretim kabiliyeti açısından ısı pompası dönüşümünden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor.
Avrupa’da ısı pompası talebinin artması, Türkiye’deki üreticiler, komponent tedarikçileri, mekanik tesisat firmaları, mühendislik şirketleri ve ihracatçılar için yeni fırsatlar doğurabilir. Özellikle Avrupa pazarına ürün, parça, servis veya mühendislik desteği sağlayan firmalar için 2026 ve sonrası daha hareketli bir dönem olabilir.
Türkiye iç pazarı açısından da ısı pompası teknolojisinin önemi artıyor. Doğal gaz fiyatları, elektrik tarifeleri, bina yalıtımı, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği hedefleri, Türkiye’de ısı pompası talebini belirleyecek ana unsurlar arasında yer alacak.
Özellikle şu alanlarda büyüme potansiyeli bulunuyor:
Müstakil konutlarda hava kaynaklı ısı pompaları
Otellerde sıcak su ve ısıtma uygulamaları
Ticari binalarda merkezi ısı pompası çözümleri
Endüstriyel proseslerde yüksek sıcaklıklı ısı pompaları
Güneş enerjisiyle entegre hibrit sistemler
Kentsel dönüşüm ve yeni bina projeleri
Avrupa’daki talep artışı, Türkiye’deki iklimlendirme sektörüne de şu mesajı veriyor: Isı pompası artık niş bir ürün değil, enerji güvenliği ve verimlilik ekseninde ana akım bir teknolojiye dönüşüyor.
Isı Pompası Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Talep arttıkça tüketicilerin doğru ürün seçimi konusunda daha bilinçli olması gerekiyor. Isı pompası sistemleri her bina için aynı şekilde tasarlanamaz. Yanlış kapasite seçimi, yetersiz yalıtım, hatalı montaj veya uygun olmayan ısı dağıtım sistemi, beklenen verimi düşürebilir.
Doğru ısı pompası seçimi için şu kriterler önemlidir:
Binanın ısı kaybı hesabı yapılmalı
Yalıtım seviyesi değerlendirilmelidir
Radyatör, yerden ısıtma veya fan coil sistemi uygunluğu kontrol edilmelidir
Cihazın COP ve SCOP değerleri incelenmelidir
Dış hava sıcaklığına göre performans eğrisi değerlendirilmelidir
Sıcak kullanım suyu ihtiyacı hesaba katılmalıdır
Montajı yetkili ve deneyimli ekip yapmalıdır
Servis ve yedek parça ağı dikkate alınmalıdır
Elektrik altyapısı kontrol edilmelidir
Mümkünse güneş enerjisiyle entegrasyon düşünülmelidir
Tüketici açısından en doğru yaklaşım, yalnızca cihaz fiyatına bakmak değil, toplam sahip olma maliyetini değerlendirmektir. İlk yatırım, enerji tüketimi, bakım maliyeti, cihaz ömrü, teşvikler ve olası enerji fiyat senaryoları birlikte hesaplanmalıdır.
Isı Pompası Talebindeki Artış Sektörü Nasıl Değiştirir?
Avrupa’da 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan artış, üreticiler ve tedarik zinciri açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Talebin hızla yükselmesi, üretim planlaması, komponent tedariki, stok yönetimi, servis ağı ve montaj kapasitesi üzerinde baskı oluşturabilir.
Sektörün bu büyümeye sağlıklı yanıt verebilmesi için yalnızca cihaz üretmek yeterli değildir. Eğitimli teknisyen, doğru proje tasarımı, standartlara uygun montaj, tüketici bilgilendirmesi ve satış sonrası hizmet kalitesi de aynı ölçüde önemlidir.
Aksi halde hızlı büyüme, kalite sorunlarına ve tüketici memnuniyetsizliğine yol açabilir. Bu nedenle ısı pompası pazarının sürdürülebilir büyümesi, üretici, distribütör, montajcı, enerji şirketi ve kamu otoritesinin koordineli çalışmasını gerektirir.
Politika Yapıcılar İçin Mesaj
EHPA verileri ve Hürmüz krizi, politika yapıcılar için net bir mesaj içeriyor: Enerji güvenliği ile temiz ısıtma politikaları artık ayrı başlıklar değil. Gaz ve petrol fiyatlarının jeopolitik risklere bağlı olarak dalgalandığı bir dönemde, ısı pompaları Avrupa’nın enerji bağımsızlığı stratejisinin önemli parçalarından biri olabilir.
Ancak bunun için şu adımlar kritik önemdedir:
Teşvik programları uzun vadeli ve öngörülebilir olmalı
Elektrik üzerindeki vergi yükü azaltılmalı
Düşük gelirli haneler için özel finansman modelleri geliştirilmeli
Montajcı eğitim programları yaygınlaştırılmalı
Bina renovasyonu ile ısı pompası destekleri birlikte tasarlanmalı
Tüketiciye net, sade ve güvenilir bilgi sunulmalı
Fosil yakıtlı sistemlerden çıkış takvimi açık olmalı
Bu adımlar atıldığında ısı pompası talebi yalnızca kriz dönemlerinde yükselen geçici bir eğilim olmaktan çıkar; Avrupa’nın kalıcı enerji dönüşümünün güçlü bir bileşeni haline gelir.
Sıkça Sorulan Sorular
Avrupa’da ısı pompası satışları 2026’nın ilk çeyreğinde ne kadar arttı?
EHPA verilerine göre 2026’nın ilk çeyreğinde 11 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları yüzde 17 arttı.
Fransa, Almanya ve Polonya’da büyüme ne kadar oldu?
Fransa, Almanya ve Polonya’da 2026’nın ilk çeyreğinde konut tipi ısı pompası satışlarında ortalama yüzde 25 büyüme gerçekleşti. EHPA’nın 4 Mayıs 2026 tarihli haber akışında da bu bilgi yer aldı.
Avusturya’da ısı pompası pazarı neden geriledi?
Avusturya’da pazarın yüzde 30 gerilemesinin temel nedeni sübvansiyon kesintileri olarak değerlendiriliyor. Bu durum, teşvik istikrarının ısı pompası pazarında hâlâ belirleyici olduğunu gösteriyor.
Hürmüz Boğazı krizi ısı pompası talebini neden artırdı?
Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol ve LNG arzı üzerinde baskı oluşturdu, enerji fiyatlarını yükseltti ve tüketicilerin gaz ile petrol fiyatlarındaki oynaklığa karşı alternatif aramasını hızlandırdı. Bu ortamda ısı pompaları daha güvenilir ve verimli bir seçenek olarak öne çıktı.
Isı pompası gazlı ısıtmaya göre neden avantajlı görülüyor?
Isı pompaları doğrudan yakıt yakmak yerine çevredeki ısıyı elektrik yardımıyla binaya taşır. Bu nedenle yüksek verimlilik sağlayabilir ve fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilenebilir.
EHPA’ya göre 2025’te Avrupa ısı pompası pazarı nasıl gelişti?
EHPA verilerine göre 2025 yılında 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları ortalama yüzde 10,3 arttı. Yaklaşık 2,62 milyon konut tipi ısı pompası satıldı ve Avrupa’daki toplam kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona ulaştı.
Isı pompası talebindeki artış kalıcı olur mu?
Kalıcı büyüme; enerji fiyatları, elektrik-gaz fiyat oranı, devlet teşvikleri, kurulum kapasitesi, tüketici güveni ve bina renovasyon politikalarına bağlıdır. Kriz talebi hızlandırabilir; ancak sürdürülebilir pazar için istikrarlı politika gerekir.
Türkiye bu gelişmeden nasıl etkilenebilir?
Avrupa’da artan talep, Türkiye’deki iklimlendirme sektörü için ihracat, komponent üretimi, mühendislik hizmetleri ve yerel ısı pompası pazarı açısından fırsatlar oluşturabilir.
Kaynak
EHPA — “Energy crisis sees rise in heat pump sales”, 4 Mayıs 2026. EHPA haber akışında Fransa, Almanya ve Polonya’da 2026’nın ilk çeyreğinde konut tipi ısı pompası satışlarının yüzde 25 arttığı bilgisi yer almaktadır.
EHPA — “Market data”. EHPA’nın piyasa verilerine göre 2025 yılında 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları yüzde 10,3 artmış, yaklaşık 2,62 milyon adet satış gerçekleşmiş ve Avrupa’daki toplam kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona ulaşmıştır.
UNCTAD — “Hormuz disruption deepens global economic strain across trade, prices and finance”, 1 Nisan 2026. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın enerji akışları, fiyatlar, ticaret ve küresel ekonomi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.
Euronews — “Strait of Hormuz shutdown: What implications for Europe, for how long and how high can prices go?”, 31 Mart 2026. Haberde Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel enerji piyasaları ve Avrupa üzerindeki etkileri ele alınmıştır.